Yıllar boyu hiçbir zaman tam olarak geriletilemeyen yolsuzlukların, 28 Şubat sürecinde eski dönemleri de aratır hale geldiği, mezkur dönemde "tavan yaptığı" pekçok kişi ve kurumun ortak görüşü.Son yıllara damgasını vuran yolsuzluk olaylarının yoğunluğundan dolayı Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu da müfettiş sıkıntısı çekiyor. *1
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun hazırladığı bir raporda, yolsuzluk olaylarının kurulun personel yapısını olumsuz yönde etkilediği vurgulanarak, "Özellikle son birkaç yılda yoğunlaşan ve Devlet Denetleme Kurulu, Başbakanlık Teftiş Kurulu gibi kurullarla birlikte sürdürülen inceleme ve soruşturmalar yanında TBMM Araştırma ve Soruşturma Komisyonları ile diğer komisyonlarda görevlendirilen (son 4 yılda Kurul toplam denetim personelinin 3 te birinden fazlası bu suretle görevlendirilmiştir.) YDK denetim personeli mesaisinden yıllık denetim çalışmalarında tam olarak yararlanılamaması nedeniyle bazı kuruluşlar raporlarında gecikmeler meydana gelmektedir" deniliyor. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu bünyesinde, 18 ayrı denetim grubunda Baş Denetçi ile Meslek Denetim Uzmanı olmak üzere toplam 185 denetçi bulunuyor. *2 Ancak kurul, müfettiş mevcudunun üçte birini 2003'ten itibaren yoğunlaşan Meclis içi denetim çalışmaları nedeniyle TBMM'ye göndermek zorunda kalıyor. Meclis'teki çalışma düzenine göre ise herhangi bir araştırma ya da soruşturma komisyonunda görevlendirilen müfettişten bağlı olduğu kurum kendi işleri için bir yıla yakın bir süre verim alamıyor.
BYDK'nın müfettiş yetiştiremediği Meclis'teki denetim faaliyetleri, 2002-2004 yılları arasında gerçektende büyük artış gösterdi.TBMM'de 22'inci dönem 1'inci yasama yılında 8, 2'inci yasama yılında da 7 olmak üzere toplam 15 ayrı araştırma ve soruşturma komisyonu kuruldu. Özellikle Yolsuzluk Komisyonunun çalışmaları sonucunda eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz ile eski bakanlardan Hüsamettin Özkan, Recep Önal Koray Aydın, Zeki Çakan, Güneş Taner Yüce Divan'a sevk edilldi.
Yolsuzlukla ilgili son dönemlerde yayınlanan bir kitapta Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca sergilenen yolsuzlukların mali boyutunun 100 ila 200 milyar dolar arasında olduğuna dair tahminler yer alıyor. *3 Tam rakamı elbette bulabilmek mümkün değil ama burada asıl üzerinde durulması gereken, çalıp çırpmada neden "makul" rakamlar ortalıkta gözükmüyor? Gerçekten de, mesela en az kaldıran bir banka hortumcusu bile 1-2 milyar dolardan aşağıya ağzını açmıyor. İnsanın hafsalası işte tam bu noktada almamaya başlıyor.1 milyar dolar demek 1,5 Katrilyon lira demek .Bir adam 3-5 milyar dolar çalıyor, kelimenin tam anlamıyla yedi ceddine yetecek bir para ama yine de doymuyor.Bu da, hırsızlık psikilojisinde tahlille muhtaç bir garip boyut. Özetle, yolsuzluğun şifresinde çözümlenmeyi bekleyen yığınla unsur var. Ama kesin olan ise şu: Batık bankalar şu kadar milyar doları götürdü, filanca çetenin yürütttükleri şu milyar dolara ulaştının günlük hayatımızda bir yansıması var. O da, bürokrat-siyasetçi-sermaye üçgeninde çalınan her milyar dolar, daha fazla iç ve dış borç, daha fazla fukaralık, daha fazla geri kalmış bir ülke demek oluyor.
Ankara Dükalığı // Taceddin Ural