Kemal Karpat, uluslararası tarih camiasının otorite kabul ettiği isimlerden. Şahin Alpay'ın kendisiyle yaptığı ve 5 Mayıs 1999 tarihinde milliyet'te yayımlanan röportajı her zamanki gibi ilginçti. Röportajın bir yerinde Karpat, Atatürk ve CHP ilişkilerine dair şu çarpıcı tespiti yapıyordu:
Atatürk'ü de çok yanlış anlıyoruz. Atatürk toplumun düşüncesine, ruhuna, hatta inanışına uygun hareket etti. Atatürk'ü büyük lider yapan ve halkıyla kaynaştıran bu anlayıştır.
Sözün tam burasında benim başka bir yerde bu denli açıkça ifade edilişine rastlamadığım bir konuyu açıklıyor Karpat Hoca.
CHP bunları (Atatürk'ün toplumun düşüncesine, ruhuna, hatta inanışına uygun hareket tarzı.) değiştirdi, bir elit liderliği getirdi ve Atatürk'e de açıkça söylendi: Ya bizim liderimiz olursun, ya da seni başımızdan atarız...
Kendisini telefonla aradığım Kemal Karpat'a son cümlenin doğru deşifre edilip edilmediğini sorduğumda aldığım cevap "Aynen doğru" oldu. Nitekim kısa bir süre sonra, 3 Ağustos 1999'da Zaman gazetesinde Mehmet Gündem'e verdiği röportajın bir yerinde bu konuyu açarak CHP'nin bir örgüt olarak zamanla Atatürk üzerinde kontrol mekanizmaları kurduğu ve onun İsmet İnönü il Recep Peker tarafından tehdit edildiğini söylemiştir.
Karpat'a görer tehditlerden birincisi, 1930 yılında Serbest Fırka'nın kurulması sırasında gelir. İsmet İnönü, Atatürk'e, " CHP'yi sen kurdun. Bu parti senin. Senin sözüne inanarak biz bu partiye girdik. Bizi terk edemezsin. Siz bizi sevmiyorsanız, biz sizi seviyoruz Paşam! " demiştir . Bu sözler aslında üstü örtülü bir tehdit anlamına gelmektedir.Nitekim Atatürk de bir süre sonra Serbest Fırkayı kapatmak zorunda kalacak, onun Samsun'da kazandığı seçim iptal edilecek, hatta tamamen muhaliflerin kazandığı silifke, il merkezi iken ilçe yapılarak cezalandırılacaktır. *1
Karpat'a göre ikinci tehdit ise yukarda sözü ettiğimiz gibi CHP örgütünden gelmişti. CHP Genel Sekreteri Recep Peker Rusya'ya gidip incelemelerde bulunur ve orada Stalin'in Komünist Parti Genel Sekreteri sıfatıyla mutlak hakimiyetinden etkilenerek Türkiye'de benzer bir sistem kurulması için çalışmalara başlar. Kendisini Stalin'in yerine koyan Peker, 1935 yılında Atatürk'e " Senin de CHP kararlarına uyman gerekir " yollu bir tehdit savurur. Ancak evdeki hesap Çankaya'ya uymaz ve derhal görevden istifa ettirilir.
Fakat CHP örgütü o kadar güçlüdür ki, Peker tasfiye edilemez ve 1946 yılında Başbakanlık koltuğuna oturmayı başarır. Böylece örgütün 'tek adam' karşısındaki üstünlüğü de kanıtlanmış olur.
Tabii 1935 yılı itibariyle İsmet İnönü'yü başbakan olarak kızdıran ve Atatürk'e muhalif bakmasına yol açan önemli olaylar cereyan etti. Bunlardan biri de, Hatay davası idi...
Mustafa Armağan // Küller altında yakın tarif s. 28